Buğday Konusunda Kim Haklı : İktidarın Başarısı mı ? Muhalefetin Manipülasyonu mu?
- Kanal61

- Jun 9
- 4 min read
ANKARA — Muhalefetin her hasat döneminde dile getirdiği “Rusya’dan, Ukrayna’dan, Mısır’dan buğday ithal ediyoruz, tarım bitti, çiftçi kaderine terk edildi” eleştirileri, son 10 yılın TÜİK, TMO, TUSAF, TMSD ve TGDF verileriyle incelendiğinde kısmen gerçekleri yansıtsa da büyük ölçüde siyasi bir söyleme dönüşüyor. Türkiye buğday üretiminde genel olarak kendi gıda güvenliğini sağlarken (yeterlilik oranı %95-105 bandında dalgalanıyor), Dahilde İşleme Rejimi (DİR) ile kaliteli ithal buğdayı un ve makarna gibi katma değerli ürünlere dönüştürerek dünya pazarlarına ihraç ediyor. Ancak TGDF’nin 2023 ilk 10 ay verileri gibi bazı dönemlerde un sektörü ithalatı (büyük oranda buğday) ihracatı aşabiliyor ve net açık verebiliyor. Bu, stratejinin tamamının kusursuz olmadığına işaret etse de sektörün küresel rekabet gücünü ve istihdam katkısını göz ardı etmemek gerekiyor.

Üretim Yeterliliği ve Kalite Ayrımı (Son 10 Yıl)
TÜİK ve Tarım Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin buğday üretimi 2015-2025 döneminde yıllık ortalama 19-22 milyon ton arasında seyretti. Örnekler: 2022’de ~22 milyon ton, 2024’te 20,8 milyon ton, kuraklık etkisindeki 2025’te ~17,9-19,6 milyon ton. İç tüketim (nüfus, mülteci, turizm dahil) 18-20 milyon ton civarında. Kendine yeterlilik oranı birçok yılda %95-105 arasında değişti; pandemi ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi krizlerde gıda arzı sorunsuz sağlandı. Ancak iklim dalgalanmaları ve ekim alanı değişiklikleri nedeniyle ithalat (yıllık 8-11 milyon ton bandı, 2024’te ~11,7 milyon ton) zorunlu hale gelebiliyor.
Yerli ekmeklik buğday iç piyasa ve fırıncılık için yeterliyken, endüstriyel makarna, bisküvi ve yüksek kaliteli un için yüksek protein/glütenli “durum buğdayı” ihtiyacı ithalatla karşılanıyor. DİR kapsamında gümrüksüz ithal edilen buğdayın ihraç taahhüdüyle işlenmesi hedeflense de, uygulamada önemli kısmı iç piyasaya da yansıyabiliyor. Bu, “ithal hammaddeyle ihracat” modelinin klasik bir örneği olsa da, TGDF 2023 verilerinde un sektörü ithalatı (~3,3 milyar USD) ihracatı (~1,32 milyar USD) aşarak ~1,91 milyar USD açık vermişti. Makarna ise net fazla (~1,295 milyar USD) sağladı ve birleşik net açık ~641 milyon USD oldu. Bu rakamlar, sektör lobisinin savunduğu katma değer anlatısını nüanslandırıyor.

Un ve Makarna Sektörlerinde Liderlik ve Ticaret Dengesi
Un Sektörü: Türkiye, 2010’lardan beri dünya un ihracatında lider. Dünya payı %20-24 civarı. 2023’te rekor ~3,66 milyon ton (~1,5 milyar USD), 2024’te ~3 milyon ton (~1,16 milyar USD). 150+ ülkeye (Irak, Suriye, Afrika başta) ihracat yapılıyor. Ancak ithalat kısıtlamaları ve kuraklık 2024-2025’te hacimde %17-36 düşüşe yol açtı. İthal buğdayın işlenmesi katma değer yaratıyor ama ham madde maliyeti yüksek olduğunda net katkı azalıyor.
Makarna Sektörü: Dünya 2’incisi (İtalya’dan sonra, hacimde güçlü). 2024’te ~1,45 milyon ton ihracatla ~900-950 milyon USD. 2025 ilk dönemlerde istikrarlı seyir (ilk 9-10 ay hedefe yakın). Afrika, Ortadoğu, Japonya ve ABD pazarları öne çıkıyor. Bu sektör net döviz fazlası veriyor.
Un, makarna, bulgur ve irmik dahil sektörler son 10 yılda ortalama 2-3 milyar USD net katkı sağlıyor ve ~50 bin doğrudan istihdam yaratıyor. Ancak buğday ithalatının yüksek olduğu yıllarda (2023-2024) genel hububat-mamul dengesi baskı altında kalabiliyor. Ham maddeyi katma değere dönüştürme stratejisi küresel hub konumunu korusa da, ithalat kısıtlamaları ve maliyetler ihracat performansını etkileyebiliyor.
Çiftçiye Destekler ve Üretim İstikrarı
Muhalefetin “çiftçi ihmal ediliyor” iddiası abartılıdır. DİR kuralları ithal buğdayın iç piyasaya sınırsız girişini sınırlamayı hedefler. TMO dünya fiyatları üzerinde koruma alımları yapar, regülasyon sağlar.
Son 10 yılda ÇKS üzerinden destekler artırıldı:
Mazot, gübre ve dekar başına nakit ödemeler.
Sertifikalı tohum primleri.
Fark ödemesi, lisanslı depoculuk, nakliye destekleri.
Ziraat Bankası düşük faizli krediler, havza bazlı planlama, modern sulama ve AR-GE.
Bu sayede kuraklık ve iklim stresine rağmen üretim istikrarı korunmaya çalışılıyor. İthalat sanayiyi beslerken yerli üretim halkın temel ihtiyacını karşılamaya odaklanıyor. Ancak uzun vadede verim artırıcı yatırımlar (tohum, sulama) kritik önem taşıyor.

Siyasi Söylemin Ötesinde Gerçekler
Son 10 yılın verileri muhalefetin “tam bağımlılık” algısını abartılı kılıyor ama sektörün net ticaret açığı verebildiği dönemleri de gizlemiyor. Türkiye buğdayda kendine yeterliliğe yakın konumda; stratejik ithalat kalite ve sanayi kapasitesini destekliyor. Model krizlerde gıda güvenliğini korudu, istihdamı sürdürdü. Ancak TGDF 2023 gibi veriler gösteriyor ki, ithalat maliyeti bazen ihracatı aşabiliyor – bu da politikada ince ayar ihtiyacını işaret ediyor.
Un ihracatında dünya 1’inciliği, makarnada 2’incilik tesadüf değil. Veri odaklı tarım-sanayi entegrasyonu başarı getiriyor ama sürdürülebilirlik için üretim artırımı, stok yönetimi ve ithalat-ihracat dengesi şart. Tarım spekülasyon değil, strateji, üretim ve iklim uyumu meselesidir. Rakamlar ortada: Türkiye kendi buğdayıyla halkını doyururken kaliteli hammaddeleri işliyor, ekonomiye katkı sağlıyor. Muhalefetin popülist argümanları ile sektörün teknik gerçekleri arasında dengeli bir bakış, daha sağlıklı politika tartışması için gerekli.
Türkiye'nin dünya un sektöründeki mevcut durumunu, en güncel veriler ve 2026 yılı hedefleri doğrultusunda özetleyen tablo aşağıdadır:
Kategori | Gösterge / Parametre | Mevcut Durum ve Güncel Veriler (2025 - 2026) |
Küresel Konum | Dünya Pazar Payı | %25'in üzerinde. Küresel un ticaretinde lider konumunu koruyor. |
Geçmiş Dönem Performansı | 2025 Yılı Toplam İhracatı | 2.344.528 ton (Karşılığı: 873,2 milyon dolar gelir). |
Gelecek Hedefleri | 2026 Yılı İhracat Hedefi | 3 milyon ton sınırını aşmak. |
Yakın Dönem Verileri | 2026 Yılı İlk 4 Ay Performansı | 713 bin ton ihracat (Karşılığı: 260 milyon dolar). |
Büyüme Hızı | 2026 Nisan Ayı Artışı | Geçtiğimiz yılın aynı ayına göre miktar bazında %37 artış (215.800 ton). |
Ana ve Gelişen Pazarlar | En Dikkat Çekici Pazar | Suriye (Aylık sevkiyatlar 18 bin tondan 55-65 bin tona yükseldi). |
Pazar Çeşitliliği | Alternatif Odak Noktaları | Afrika ülkeleri (Gana, Somali, Sierra Leone), Arap dünyası, Küba ve Endonezya. |
Küresel Rekabet | Başlıca Rakipler | Mısır ve Rusya (Türkiye lojistik ve kalite algısıyla üstünlüğünü koruyor). |
Hammadde Tedariği | İthalat ve Üretim Rejimi | Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında Rusya ve Ukrayna'dan buğday ithalatı. |
Yerli Üretim Beklentisi | 2026/27 Hasat Öngörüsü | Olumlu yağışlar sayesinde yerli buğday üretiminin 20 milyon tonu aşması bekleniyor. |
Türkiye'nin dünya makarna sektöründeki konumunu, üretim kapasitesini ve pazar dinamiklerini özetleyen güncel tablo aşağıdadır:
Kategori | Gösterge / Parametre | Sektörel Karşılığı ve Mevcut Durum |
Küresel Konum | Dünya Sıralaması | İtalya'nın ardından dünyanın en büyük 2. üreticisi ve 2. büyük ihracatçısı. |
Pazar Payı | Küresel Ticaretteki Ağırlığı | Dünya genelindeki toplam makarna ticaretinin %26,38'i tek başına karşılanıyor. |
Hacim | Yıllık İhracat Miktarı | Her yıl ortalama 1,4 - 1,5 milyon ton makarna ihraç ediliyor. |
İç Piyasa | Yıllık Yerel Tüketim | Türkiye içinde yıllık tüketim 700 bin ton seviyesinde (Tamamı %100 yerli durum buğdayından). |
Potansiyel | Toplam Kurulu Kapasite | 2026 yılındaki yeni yatırımlarla birlikte 4 milyon tona yaklaşan devasa üretim kapasitesi. |
Ekonomik Güç | Sektörel Büyüklük | Doğrudan ve dolaylı 50 bin kişilik istihdamla birlikte toplamda 2 milyar dolarlık ekonomik hacim. |
Ana Hedef | En Büyük İhracat Pazarı | Afrika Kıtası (Toplam makarna ihracatının yaklaşık %70'ini oluşturuyor). |
Gelişen Pazarlar | Alternatif Odak Noktaları | Togo (40M $), ABD (20M $), Çin (16M $) ve Kamerun (14M $) gibi yükselen pazarlar. |
Hammadde Güvencesi | Durum Buğdayı Üretimi | Kaliteli makarna üretimi için Kanada'nın ardından dünyanın 2. büyük durum buğdayı üreticisi avantajı. |
Sektörel Riskler | Karşılaşılan Engeller | ABD ve AB'deki korumacı kotalar ile hedef pazarlarda (özellikle Afrika) yeni kurulan yerel fabrikalar. |




Comments