top of page
REKLAM ALANI 2.png

Hüseyin Çelik’in Osmanlı Kini, FETÖ Bağlantısı ve Şovenist Muhalefeti


ANKARA (Kanal61 Haber Merkezi) - AK Parti’nin kurucularından ve eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, son yıllarda muhalif medyanın gözde isimlerinden biri hâline geldi. Özellikle Osmanlı tarihine, AK Parti ve MHP politikalarına, milliyetçi ve müslüman camiaya yönelik sert, yer yer hakaret dozunda eleştirileriyle gündeme geliyor. Ancak bu keskin üslubun ve tarihî figürlere yönelik kin dolu saldırıların arkasında yatan gerçek, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı önemli paylaşımla bir kez daha ortaya çıktı.


Varank, “Tarihe not düşmek adına” diyerek şu anıyı paylaştı:

Hüseyin Çelik’in Osmanlı Kini, FETÖ Bağlantısı ve Şovenist Muhalefeti

FETÖ ile mücadelenin en yoğun yaşandığı dönemde (dershanelerin kapatıldığı, Gezi olaylarının patlak verdiği, 17-25 Aralık kumpaslarının kurgulandığı ve darbe hazırlıklarının yapıldığı kritik yıllarda) Hüseyin Çelik, Ak Parti çatısı altındayken kendilerine gelerek açık bir tehdit savurmuştu:

“Siz ne yaptığınızı zannediyorsunuz? Melek Anne çok çok üzgün. Böyle devam ederseniz başınıza ne geleceği belli olmaz.”

Varank, bu “Melek Anne”nin FETÖ’nün önemli finansal figürlerinden firari Akın İpek’in annesi olduğunu özellikle vurguladı. Bu olay, Çelik’in o dönemde FETÖ’ye olan yakınlığını ve Akın İpek üzerinden kurulan organik ilişkinin somut bir kanıtıdır. Varank, tehdidin ardından kendilerinin bizzat Fethullah Gülen tarafından hedef gösterildiğini, telefonlarının yasadışı dinlendiğini, montaj ses kayıtlarına eklendiklerini ve kumpas davalarına isimlerinin serpiştirildiğini de hatırlattı.


Paylaşımın en çarpıcı cümlesi ise şu oldu:

“Evet, bugün muhalif ekranlarda demokrasi ve hukuk nutukları atan Hüseyin Çelik’in nasıl bir Akın İpek tasmalısı, nasıl bir FETÖ postacısı olduğunu, bugün de hıncının neyden kaynaklandığını biz çok iyi biliyoruz. Milletimiz de bilsin...”

Bu açıklama, Çelik’in bugünkü muhalif duruşunun, FETÖ ile mücadelede kararlı olan isimlere duyduğu derin öfke ve geçmişteki hesaplaşmalardan beslendiğini net bir şekilde gösteriyor. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi hakkında “şaibeli” imalarda bulunması da bu tabloyu tamamlıyor.


Osmanlı Tarihine Yönelik Kin ve Çarpıtmalar

Çelik’in Osmanlı’ya yönelik eleştirileri, FETÖ ideolojisinin tipik özelliklerini taşıyor: Osmanlı mirasını sistematik olarak karalama, padişahları zan altında bırakma ve Türk-İslam medeniyet birikimini değersizleştirme. Bu eleştiriler, tarihî gerçeklerden ziyade sulandırma ve provokasyon üzerine kurulu.


Örneğin 2. Abdülhamid konusunda Çelik, padişahın kızlarının “Babam kesinlikle saraya içki sokturmazdı, içkinin saraya girmesi yasaktı” şeklindeki açık ve net beyanlarını görmezden geliyor. Bunun yerine 5 yaşındaki bir çocuğun ifadesine dayanarak Sultan 2. Abdülhamid’e “içkici” yaftası yapıştırıyor. Bu tür çarpıtmalar, muhalif ve Kemalist çevrelerde uzun zamandır kullanılan bir yöntem olsa da Çelik’in ağzından çıkınca daha dikkat çekici hâle geliyor.


Bir diğer örnek Fatih Sultan Mehmed’in kardeş katliamı meselesidir. Çelik, bu uygulamayı padişahları “zalim” göstermek için kullanıyor. Oysa Osmanlı tarihinde kardeş katlinin temel amacı, taht kavgalarını önlemek, devletin parçalanmasını engellemek ve olası bir iç savaşta milyonlarca vatan evladının ölümüne yol açabilecek fitneyi birkaç kişinin ölümüyle bastırmaktı. Bu, dönemin siyasi ve askerî gerçekleri dikkate alındığında anlaşılır bir tedbirdir. Ancak Çelik, bu tarihî bağlamı bilerek görmezden gelerek konuyu sulandırıyor.


Çelik’in diğer Osmanlı padişahlarına yönelik genelleyici ağır eleştirileri de aynı mantığın devamıdır. Bu saldırılar, tesadüf değildir. İktidara yakın İslami kesim ile milliyetçi-mukaddesatçı camianın en hassas olduğu noktalara bilinçli şekilde dokunmaktadır: Osmanlı’nın ihtişamı, padişahların şahsiyeti, Türk-İslam sentezi ve millî hafıza.


Aynı anda Kemalist bir üslupla “şovenizm” ve “ırkçılık” ithamları yaparken, İslami cemaatleri “90’larda Kürtlere yapılanlara seyirci kalmakla” ve “Kuzey Suriye’deki Kürt Müslümanlara umursamaz davranmakla” suçlaması da tipik bir çelişkidir. Hem Türk milliyetçiliğini hem de geniş dindar kesimi aynı anda hedef alarak provokatif bir tutum sergilemektedir.


Sonuç

Hüseyin Çelik’in son dönemdeki çıkışları, ne dürüst bir tarih tartışması ne de samimi bir muhalefettir. Bu tavır, FETÖ ile geçmişteki yakın ilişkisinden, Akın İpek üzerinden gelen bağlarından ve Osmanlı-İslam mirasına duyduğu köklü kinden beslenmektedir. Mustafa Varank’ın “tarihe not düşmek” adına yaptığı paylaşım, bu gerçeği gün gibi ortaya koymuştur.

Milletimiz de Varank’ın dediği gibi bu hıncın ve ihanete varan söylemlerin nereden kaynaklandığını çok iyi bilmektedir. Tarih çarpıtılamaz; hakikat er ya da geç yerini bulur.

Comments


REKLAM ALANI 1.png
REKLAM ALANI 1.png
bottom of page