top of page
HABER ÜSTÜ REKLAM.png

Tarabya British School Mezuniyet Töreni: Bayrağın Sessizce Unutulduğu Gece ve Seçici Hassasiyetlerin İflası

İSTANBUL (Kanal61 Haber Merkezi) - İstanbul’un gözde semtlerinden Tarabya’da, Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosluğu bahçesinde düzenlenen Tarabya British School’un mezuniyet töreni, adeta bir Britanya kültürel şölenine dönüştü. İskoç gaydalarının ezgileriyle başlayan, İngiliz marşlarının çalındığı, koca koca adamların İskoç etekleri giydiği bu geceye Hadise konser verdi; Cem Yılmaz, Mustafa Sandal, Özcan Deniz, Okan Buruk ve Mirsad Türkcan gibi isimler katıldı. “Uluslararası eğitim” ve “dünya vatandaşı yetiştirme” sloganlarıyla sunulan törende Cem Yılmaz, Mustafa Sandal, Özcan Deniz’İn çocukları da mezun oldu. Heyecanlı solcu arkadaşlarını her fırsatta gazlayan, tribünlerde ve sahnede “halkçı” söylemlerle alkış toplayan Mustafa Sandal, Özcan Deniz, Cem Yılmaz’ın kendi çocukları British School’dan mezun olurken, törende tek bir Atatürk görseli yoktu. Ne Türk bayrağı dalgalandı, ne İstiklal Marşı yükseldi.


Türkiye topraklarında, büyük oranda Türk velilerin ve öğrencilerin katkısıyla ayakta duran bir okulun düzenlediği törende bu manzara, basit bir protokol eksikliği olmanın çok ötesindeydi. İngiliz marşları ve İskoç etekleri coşkuyla karşılanırken, ev sahibi ülkenin milli sembolleri sessizce dışarıda bırakılmıştı. “Ülkemiz Araplar tarafından işgal ediliyor” diye ortalığı ayağa kaldıranların, bu tabloda sesi soluğu çıkmadı. Aynı kişiler, fotoğraftaki manzarayı geleneksel Arap kıyafetleriyle değiştirilseydi, Türkiye’de yer yerinden oynayacağını, linç kampanyalarının başlayacağını, “gericilik”, “Araplaşma”, “irtica” naralarının yükseleceğini hepimiz biliyoruz

Peki bu suskunluk nereden kaynaklanıyor? Milleti sürekli Türklük, Türkçülük, Atatürkçülük ve bayrak nutuklarıyla gaza getirenler, söz konusu kendi çevreleri, kendi çocukları ve kendi sosyal statüleri olunca sus pus oldular. Okan Buruk, Mirsad Türkcan, Cem Yılmaz, Mustafa Sandal ve Özcan Deniz gibi isimler, milli ve manevi bir ortamda Mustafa Kemal Atatürk, İstiklal Marşı veya Türk bayrağı gündeme geldiğinde en hassas, en ateşli tepkileri veren kişilerdir. Tribünlerde, sosyal medyada veya kameralar önünde “vatan-millet-Sakarya” edebiyatı yapar, bayrak sevgisini yüksek sesle ilan ederler. Ancak kendi bulundukları bu elit ortamda, kendi çocuklarının mezuniyetinde Türk bayrağının yok sayılmasına, Atatürk’ün anılmamasına ve milli marşın es geçilmesine karşı en ufak bir itiraz yükseltmemişlerdir.


Bu tesadüfi bir unutkanlık mıdır? Yoksa milli ve manevi değerlere karşı köklü bir mesafeli duruşun, hatta düşmanlığın bir yansıması mı? Başka ortamlarda –özellikle Arap kültürüne, Doğu geleneklerine veya İslami simgelere dair herhangi bir tezahür gördüklerinde– en ağır hakaretleri, “ilkellik”, “yozlaşma” ithamlarını esirgemeyen aynı çevreler, Batı’nın milli ritüelleri ve simgeleri karşısında derin bir hayranlık ve alkış tufanına kapılmaktadır. İskoç etekleri ve İngiliz marşları “kültürel zenginlik” olarak alkışlanırken, kendi bayrakları ve değerleri sessizce kenara itilmiştir. Bu tavır, basit bir çifte standart değil; ruhsal bir yarılmanın, kültürel yabancılaşmanın ve ilkesizliğin açık bir tezahürüdür.


Hayal edin: Törende Tarabya Anadolu İmam Hatip Lisesi denilen bir okulda olsaydı ve MİNİ etekli iskoç gaydaları yerine Arap kıyafetleri giyen adamlar dans etseydi, ne olurdu? Sosyal medya linçleri, manşetler, “Türkiye Araplaşıyor”, “milli eğitim batıyor”, “Atatürk’ün mirası yok oluyor” diye ortalık ayağa kalkardı. Aynı ünlü isimler, aynı “aydın” kesimler ilk sırada tepki gösterirdi. Fakat British School’da İngiliz ve İskoç simgeleri hâkimken, Türk bayrağı ve Atatürk sessizce unutulunca derin bir sessizlik hâkim oldu. Bu, seçici hassasiyetin daniskasıdır.


Türkiye’de eğitim veren, Türk ailelerin maddi ve manevi desteğiyle varlığını sürdüren bir okulun, İstanbul’un göbeğinde Türk milli değerlerini böylesine yok sayması kabul edilemez. “Dünya vatandaşı yetiştiriyoruz” söylemi, milli kimliğin sistematik erozyona uğratılmasına kılıf yapılmamalıdır. Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini ağızlarından düşürmeyenler, kendi yurdunda bayrağın ve Atatürk’ün yok sayılmasına göz yumarken aslında o ilkenin ruhuna ihanet etmektedir. Bu olay, Türkiye’deki sözde entelektüel ve sanat elitinin kronik ikiyüzlülüğünü, kimlik bunalımını ve değerler erozyonunu bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır.

Gerçek aydınlık ve gerçek milliyetçilik, her ortamda aynı ilkeyle davranmaktır. Milli ve manevi değerlere sadece tribünlerde, konjonktür elverdiğinde veya başkalarını eleştirirken sahip çıkmak, samimiyetsizliğin en çıplak halidir. Türk milleti, bayrağına, vatanına, tarihine ve Atatürk’üne bağlı gerçek evlatlarıyla var olmaya devam edecektir. Tarabya’daki bu rezalet, bir uyarıdır. Milli şuuru yüksek nesiller yetiştirmek, bu tür utanç verici manzaralara, seçici sessizliklere ve ikiyüzlü elitlere karşı en kalıcı cevaptır.


Zira bayrak, yalnızca bir bez parçası değildir; bir milletin onuru, hafızası ve istikbalidir. Ve o, her yerde –özellikle de kendi toprağımızda– dalgalanmayı en çok hak edendir.

Comments


Trabzon tv , Trabzontv , Trabzon Yerel Haberler , Trabzon Amatör Sporlar , Trabzonspor , Trabzon Haber , Trabzon amatör Futbol , Haberanlık , Haber Anlık , Haber61 , Günebakış , Karadeniz Gazetesi , Taka GAzetesi ,  61Saat , Kanal61 , Kanal 61 , Trabzon Şehir Kameraları , Trabzon Kameralar

bottom of page