ABD-Çin-Avrupa Gerilimi: Teknoloji ve Ticaret Savaşlarının Yeni Evresi
- Kanal61

- 1 day ago
- 3 min read
2026 yılı, ABD-Çin ticaret ve teknoloji savaşlarının “yeni evresine” girdiği, Avrupa’nın ise bu üçgen gerilimde sıkışıp kaldığı bir dönem olarak tarihe geçiyor. Trump’ın ikinci başkanlık döneminde uygulanan yüksek tarifeler, yarı iletken ihracat kontrolleri ve kritik mineraller rekabeti, küresel ekonomiyi parçalı bir yapıya dönüştürdü. Busan’da (Ekim 2025) varılan geçici ateşkesle gerilim kısmen dindi ancak Kasım 2026’da süresi dolacak anlaşma, belirsizliği koruyor. OECD’nin Haziran 2026 raporuna göre, Çin’in devlet sübvansiyonları güneş paneli, çelik, elektrikli araç (EV) ve gemi inşasında küresel pazar payının %60’ını açıklıyor.

ABD’nin Agresif Stratejisi
Trump yönetimi, “America First” politikasını teknoloji ve ticarete yansıttı. Çin mallarına uygulanan ortalama tarife %47 seviyesinde tutulurken, nadir toprak elementleri ve manyetik ürünlere yönelik Çin kısıtlamalarına misilleme olarak %100’e varan tehditler savruldu. Ocak 2026’da Nvidia H200 ve AMD MI325X gibi ileri seviye AI çiplerine %25 tarife getirildi; bazı lisanslar ise “onaylı müşterilere” ve ABD’ye gelir payı şartıyla açıldı.
ABD, CHIPS Act yatırımlarıyla yarı iletken üretimini güçlendirirken, müttefiklerle “friendshoring”i teşvik ediyor. Section 301 soruşturmaları Vietnam, Tayvan, Meksika ve AB’yi de kapsıyor. Supreme Court’un Şubat 2026’da bazı geniş yetkileri sınırlamasına rağmen, ulusal güvenlik gerekçesiyle yeni araçlar devreye sokuldu.
Çin’in Karşı Hamleleri ve Dayanıklılığı
Çin, “self-reliance” stratejisini hızlandırdı. Nadir toprak elementleri ihracat kontrollerini (nisan ve ekim 2025) kaldıraç olarak kullandı; bu, otomotiv, savunma ve yenilenebilir enerji sektörlerini etkiledi. Pekin, ABD’ye tarife indirimi ve tarım alımı karşılığında bazı kontrolleri askıya aldı ancak tam normalleşme sağlanmadı.
Çin, Avrupa’ya yönelerek ABD pazarındaki kaybı telafi etti. AB’ye ihracat 2025’te %14 arttı; ticaret açığı 400 milyar dolara yaklaştı. Güneş paneli ve EV’de aşırı kapasite, AB’de anti-sübvansiyon soruşturmalarını tetikledi. Çin, “de-risking”e karşı “de-coupling” riskini vurgulayarak Avrupa’yı kendi yanına çekmeye çalışıyor.
Avrupa’nın Sıkışmışlığı ve Stratejik Özerklik Arayışı
Avrupa Birliği, iki dev arasında “sandviç” durumunda. ABD ile Ağustos 2025’te varılan çerçeve anlaşması %15 tarife getirirken, Çin’den gelen ucuz mallar Avrupa sanayisini tehdit ediyor. AB, Critical Raw Materials Act ve Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM) gibi araçlarla stratejik özerkliğini güçlendirmeye çalışıyor. Ancak nadir topraklarda Çin bağımlılığı %90’ların üzerinde.
AB, hem ABD tarifelerinden hem Çin’in dampingli ihracatından şikayetçi. Bazı üyeler (Fransa, Almanya) daha sert tutum isterken, diğerleri ekonomik maliyetlerden endişe ediyor. Transatlantik gerilim, Avrupa’yı Çin’le daha fazla angajmana itme riski taşıyor.
Teknoloji Savaşı: AI, Yarı İletken ve Yeşil Teknolojiler
Gerilimin en kritik cephesi teknoloji. ABD, ileri AI çiplerine ihracat kısıtlaması getirirken Çin, kendi Ascend serisiyle alternatif geliştirmeye çalışıyor. Avrupa ise kendi AI regülasyonu (AI Act) ve Chips Act’iyle bağımsızlığını koruma peşinde. Elektrikli araçlarda Çin’in hakimiyeti, AB’de yerli üretim teşviklerini artırdı.
Kuantum, biyoteknoloji ve 6G gibi alanlarda da rekabet kızışıyor. Uzmanlar, bu savaşın “kontrollü ayrışma” (managed decoupling) yerine “parçalı entegrasyon” yarattığını söylüyor.
Türkiye’nin Stratejik Konumu
Türkiye, bu üçlü gerilimde “nearshoring” ve denge politikasıyla fırsat yakalayabilir. AB Gümrük Birliği revizyonu, ABD ile savunma ve enerji işbirliği, Çin ile ise ticaret dengesi kritik. Otomotiv, tekstil, beyaz eşya ve yenilenebilir enerjide Avrupa için alternatif tedarikçi olma potansiyeli yüksek. Ancak enerji ithalatı, enflasyon ve bölgesel riskler dezavantaj. “Yerli ve milli” üretim ile kritik mineraller (Eskişehir REE rezervleri) hamleleri bu dönemde avantaj sağlayabilir.
Gelecek Senaryoları
Kasım 2026’da ateşkesin bitmesi yeni bir tırmanışa yol açabilir. WTO’nun çok taraflı sistemi zayıflarken, bölgesel bloklar (MSP, EU Critical Materials) güçleniyor. Uzmanlar, tam kopuş yerine “seçici ayrışma”nın süreceğini öngörüyor. Kazananlar, adaptasyon kabiliyeti yüksek olanlar olacak.
Sonuç olarak, ABD-Çin-Avrupa gerilimi 2026’da küresel ticareti ve teknoloji akışını yeniden tanımlıyor. Güvenlik ve stratejik özerklik, verimliliğin önüne geçti. Türkiye gibi köprü ülkeler, dengeli ve proaktif politikalarla bu dönüşümden güçlenerek çıkabilir. Ancak hazırlıksız kalınırsa, yeni şoklar ağır maliyetler doğuracak.





Comments