top of page
HABER ÜSTÜ REKLAM.png

“Sermayeye Evlat , Halka Üvey Evlat Muamelesi"

TÜRKİYE (Kanal61 Haber Merkezi) - Türkiye’de son 15 yıldır aynı hikâye tekrar tekrar yazılıyor: Bir yanda geçim derdinden, enflasyondan, zamdan ve vergi yükünden ezilen milyonlarca vatandaş; diğer yanda devletin verdiği mega ihalelerle yüz milyarlarca dolar kazanan, sonra da vergi borcunu ödeyemeyince “özel uzlaşma” ve “istisna” ile kurtarılan birkaç holding.

Sermayeye Evlat , Halka Üvey Evlat Muamelesi

2010-2026 arası dönemde Cengiz, Kolin, Limak, Kalyon ve Makyol şirketleri, kamuoyunda “5’li Çete” olarak bilinen bu grup, Cumhuriyet tarihinin en büyük altyapı ihalelerini neredeyse tekel gibi üstlendi. İstanbul Yeni Havalimanı’ndan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne, Osmangazi’den Çanakkale 1915’e, şehir hastanelerinden barajlara kadar devletin kasasından çıkan trilyonlarca liralık projeler bu şirketlere gitti. İhaleleri aldıkları fiyattan bile astronomik kârlar elde ederken, bir de üstüne Vergi, Resim ve Harç İstisnası Belgesi (VRHİB) ile yüz milyarlarca dolarlık vergi muafiyeti kazandılar.


İYİ Parti Milletvekili Selçuk Türkoğlu’nun Nisan 2026’da TBMM’de açıkladığına göre, sadece bu beş şirkete son 18 yılda 200-220 milyar dolar tutarında vergi muafiyeti ve avantaj sağlandı. Kolin 36 kez, Cengiz 30 kez, Makyol 24 kez, Kalyon ve Limak da onlarca kez istisna aldı. Yani proje bazlı “döviz kazandırıcı faaliyet” denilerek KDV’siz, damga vergisiz, harçsız iş yaptılar.

Yetmedi. Vergi incelemesi gelince devreye Vergi Uzlaşma Komisyonu girdi. Cengiz Holding’in tek başına 2013-2023 arasında 2,6 milyar TL vergi borcu + 4,9 milyar TL ceza borcunun silindiği veya büyük oranda indirildiği iddia ediliyor. 2005-2009 dönemine ait 424 milyon TL’lik (dönemin parasıyla yaklaşık 300 milyon dolar) borç ise bir kalemde silinmişti. 2013-2024 arasında bu beşli için toplam 8,9 milyar TL civarında vergi borcunun uzlaşma yoluyla ortadan kaldırıldığı konuşuluyor.


2024’te 7524 sayılı Kanun’la vergi aslı için uzlaşma büyük ölçüde kaldırıldı ama proje bazlı muafiyetler ve teşvikler aynen devam ediyor. 2025-2026’da da “tekil büyük silme” haberleri azalsa da kümülatif avantajların sürdüğü eleştirileri bitmiyor.


Asıl Skandal Burada

Bu şirketler zaten yap-işlet-devret modeliyle, yolcu garantili, geçiş garantili, hasta garantili projelerle devletten garanti kâr elde ediyor. Garanti tutmazsa Hazine’den para ödeniyor. İhaleyi aldıkları fiyattan para kazanıyorlar, vergi vermeden iş yapıyorlar, bir de vergi borcu çıktığında “hatalı inceleme” denilerek siliniyor.


Vatandaş ise ne yapıyor? Asgari ücretlinin maaşının yarısını vergi, stopaj, KDV, ÖTV olarak devlete veriyor. Elektrik, doğalgaz, akaryakıt zamlarına dayanamıyor. Vergisini zamanında ödemeyen esnafın malı haczediliyor, hesabı bloke ediliyor. Ama aynı devlet, milyarlarca dolarlık ihale zenginlerine “özel komisyon” kurup borçlarını siliyor, istisna üstüne istisna veriyor.


İnsanlarda oluşan derin huzursuzluk ve tepki tam da buradan kaynaklanıyor: Adaletsizlik hissi.

“Biz neden her kuruşun hesabını veriyoruz da bunlar devletten para kazanıp devlete borcunu ödemiyor?” sorusu sokakta, kahvede, sosyal medyada her geçen gün daha yüksek sesle soruluyor. İnsanlar geçim sıkıntısı çekerken, bu firmaların yöneticilerinin lüks yaşamları ve yeni ihalelerle servetlerine servet katması, adeta “devlet baba” ile “özel evlat” ilişkisi gibi algılanıyor.


Hükümet tarafı her seferinde “yatırım teşviki”, “altyapı için gerekli”, “hatalı inceleme düzeltmesi” diyor. Peki madem bu kadar gerekli, neden sadece bu beş şirkete? Neden rekabet yok, neden şeffaflık yok? Neden aynı imkânlar KOBİ’lere, Anadolu esnafına tanınmıyor?


Sonuç olarak bu sistem, vergi adaletini yerle bir etmiş durumda. Halkın sırtındaki vergi yükü gittikçe ağırlaşırken, devletin en büyük ihale ortaklarına “borcunu unut” muamelesi yapılması, sadece ekonomik bir mesele değil; aynı zamanda toplumsal bir yaradır.


Bu yarayı kapatmanın tek yolu, artık “herkese aynı kurallar” ilkesine dönmektir. Aksi takdirde “vergi ahlakı” lafı boş bir slogan olarak kalmaya devam edecek ve insanlar devlete olan güvenini her geçen gün biraz daha kaybedecektir. “Zenginler Borcunu Sildirir, Esnaf ve Memur Ezilir: Vergi Adaletsizliğinin Çifte Standardı”

Türkiye’de vergi sistemi, yıllardır aynı acıklı tiyatroyu sahneliyor: Devletin kasasından yüz milyarlarca dolarlık ihale ve muafiyet alan büyük holdinglere “aile muamelesi”, millete ise “vergi cehennemi”.

Bir tarafta Cengiz, Kolin, Limak, Kalyon ve Makyol gibi şirketler; mega projelerle trilyonlar kazanırken, Vergi, Resim ve Harç İstisnası ile 200 milyar doları aşkın avantaj elde ediyor, vergi borcu çıktığında da uzlaşma komisyonlarıyla büyük kısmını sildiriyor. Diğer tarafta ise asgari ücretli, memur ve küçük esnaf; maaşının önemli bölümünü stopaj ve KDV olarak devlete teslim ediyor, bir kuruş borcu olsa icra ve hacizle karşılaşıyor.

Peki ya “orta sınıf zenginler”? Futbolcular, kuyumcular, özel doktorlar, avukatlar, tamirciler ve benzeri pek çok serbest meslek erbabı neden bu kadar az sorgulanıyor?


Gerçek Rakamlar ve Skandallar

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın son yıllarda yaptığı analizler utanç verici:

  • Futbolcular özelinde sadece 2021-2023 yıllarında 5,3 milyar TL’lik ücret geliri beyan dışı bırakıldı; bunun 3,7 milyar TL’si futbolculara ait. Milyonlarca Euro’luk kontratlar imzalayan yıldızlar, stopajla iş bitirip yıllık beyanname vermekten kaçınıyordu. 2024-2025’te izaha davetler ve incelemeler artsa da, yıllarca süren “iltimas” dönemi büyük vergi kaybına yol açtı.

  • Özel doktorlar, kuyumcular ve avukatlar ise beyan ettikleri gelirle dalga geçer durumda:

    • Ortalama bir kuyumcunun aylık beyan ettiği matrah 16-42 bin TL

    • Özel doktor 27-61 bin TL

    • Avukat 17-33 bin TL


Bu rakamlar, İstanbul’un en mütevazı semtlerinde bile gerçekçi değil. Altın ticareti yapan, lüks muayenehaneler işleten, yüksek vekalet ücretleri alan bu meslek grupları, yıllarca düşük gelir göstererek vergi yükünden büyük oranda kurtuldu.


Tamirciler, berberler, emlakçılar ve galericiler de benzer şekilde “düşük hasılat” beyanıyla biliniyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bile “Böyle şey olmaz” dediği bu tabloya karşı nihayet 2025-2026’da bazı harçlar ve gerçek usul vergilendirme adımları atıldı. Ancak bunlar, yılların ihmali ve denetimsizliğinin yarattığı devasa açığı kapatmaya yetmiyor.


Neden Sorgulanmıyor?

  • Güçlü lobiler: Futbol kulüpleri, Barolar Birliği, Tabip Odaları ve sektör dernekleri etkili lobi yapıyor.

  • Denetim zaafı: Vergi denetimleri genellikle ücretliler ve küçük esnaf üzerinde yoğunlaşıyor. Büyük şirketler ve yüksek gelirli serbest meslek erbabı ise “özel” muamele görüyor.

  • Siyasi tercih: “Yatırım teşviki” denilerek holdinglere muafiyet verilirken, aynı mantıkla bazı meslek gruplarına da göz yumuluyor.


Sonuç? Vergi yükünün ağırlığı, maaşlı çalışanların ve kayıtlı küçük esnafın sırtında. Asgari ücretlinin eline geçen paranın yarısına yakını vergi ve zam olarak geri alınıyor. Ama devletten en çok kazananlar ya hiç vergi vermiyor ya da asgari düzeyde veriyor.


Bu sistem, adalet değil, sınıf adaletsizliği üretiyor. Halk “Neden biz her kuruşun hesabını veriyoruz da onlar devletten para kazanıp vergi borcunu ödeyemiyor?” diye sordukça, devlete olan güven erozyona uğruyor.


Vergi adaleti, sadece birkaç holdinge veya “ünlü” mesleklere ayrıcalık tanımadan, herkese aynı kuralları uygulamakla başlar. Aksi takdirde “vergi ahlakı” diye bir şeyden bahsetmek boş bir laf olarak kalacaktır.


Soru hâlâ ortada duruyor: Madem vergi kaçakçılığına ve düşük beyana bu kadar alıştık, neden sadece gariban esnaf ve memur sorgulanıyor? Gerçek adalet nerede?

Comments


Trabzon tv , Trabzontv , Trabzon Yerel Haberler , Trabzon Amatör Sporlar , Trabzonspor , Trabzon Haber , Trabzon amatör Futbol , Haberanlık , Haber Anlık , Haber61 , Günebakış , Karadeniz Gazetesi , Taka GAzetesi ,  61Saat , Kanal61 , Kanal 61 , Trabzon Şehir Kameraları , Trabzon Kameralar

bottom of page