Trabzon Sahipsiz mi? Ünlü Müteahhitlerin Kenti, Kendi Evinde Neden Yalnız?
- Kanal61

- Jun 6
- 3 min read
Trabzon, binlerce Trabzonlu müteahhitin Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında dev projelere imza attığı, “4000 yıllık” tarihiyle övündüğü bir kent. Ancak kendi şehrinde yıllardır süren yol çileleri, bir türlü başlayamayan tramvay projesi, tahrip olan tarihi dokusu, kaybedilen yeşil alanları ve yeterince faydalanılamayan deniziyle “sahipsiz” bir görüntü çiziyor. Vatandaşlar sıkça soruyor: Koskoca Türkiye’yi, hatta birçok ülkeyi inşa eden Trabzonlular neden kendi kentlerine aynı özeni göstermiyor?

Trabzon’un en kronik sorunlarından biri altyapı projelerindeki inanılmaz gecikmeler. Diğer illerde birkaç yılda tamamlanan yol, kavşak ve raylı sistem projeleri Trabzon’da on yıla yayılıyor. En çarpıcı örneklerden biri Degirmendere Kavşağı. 2023’te acil kamulaştırmalarla gündeme gelen kavşakta çalışmalar hâlâ sürüyor. Vatandaşlar “çile kavşağı” diyor; trafik yoğunluğu, esnafın zararı ve uzun süreli yol kapanmaları bölgeyi olumsuz etkiliyor. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün deplase ve tünel çalışmaları devam etse de, kent merkezi trafiğine kalıcı çözüm getirilemedi.
Tramvay ve Raylı Sistem: Yılların Hayali
Trabzon’da hafif raylı sistem (tramvay) projesi konuşulalı neredeyse 15 yılı geçti. 2025’te yatırım programına alınan 16,2 km’lik ilk etap (Şehir Hastanesi-Havalimanı arası) için 2026’da ihale süreci başladı. Ön yeterlik başvuruları yapıldı, ancak ilk kazmanın vurulması hâlâ belirsizliğini koruyor. Başkan Ahmet Metin Genç’in “2026 başında başlayacağız” açıklamalarına rağmen, proje yıllardır plan aşamasında kaldı. Oysa İstanbul, Ankara, İzmir gibi şehirlerde benzer projeler çok daha hızlı ilerliyor. Bu gecikmeler, Trabzon’un coğrafi zorlukları (dağlık arazi, heyelan riski), bürokratik engeller ve finansman sorunlarıyla açıklanıyor.

Yeşil Trabzon’un Trajedisi
“Yeşil Trabzon” unvanı hızla eriyor. Kentleşme, plansız yapılaşma ve yol çalışmaları nedeniyle ormanlar, parklar ve yeşil alanlar azalıyor. Araştırmalara göre kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarı standartların altında kalıyor. Boztepe, Atatürk Köşkü Ormanı gibi alanlar tahribata uğrarken, betonlaşma hız kazanıyor. Deniz kenarı ise turistik potansiyeline rağmen yeterince değerlendirilemiyor; sahil dolgu alanları, plansız yapılaşma ve ulaşım engelleri nedeniyle halk denize tam anlamıyla ulaşamıyor.
Tarihi Dokunun Yok Oluşu
Trabzon’un 4000 yıllık tarihi (Roma, Bizans, Osmanlı dönemleri) hızla tahrip oluyor. Ortahisar, Soğuksu ve diğer tarihi mahallelerde eski yapılar yerine modern binalar yükseliyor. Koruma kurulları ile belediye arasında yaşanan uyumsuzluklar, plansız dönüşüm ve rant odaklı yaklaşımlar tarihi mirası eritiyor. Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği, Yavuz Sultan Selim’in valilik yaptığı, Kanuni’nin doğduğu kent, beton yığınına dönüşme riskiyle karşı karşıya.
Müteahhitler ve Sahipsizlik Sorunu
Trabzonlu müteahhitler Türkiye’nin en büyük inşaat firmaları arasında yer alıyor. Trabzon'lu sayısız yerel müteahhit Libya’dan Orta Doğu’ya, Avrupa’dan Asya’ya dev projeler üstleniyor. Peki neden Trabzon’da aynı başarıyı gösteremiyorlar? Yerel siyasetçiler ve iş insanları, “yatırım teşviklerinin yetersizliği”, “bürokrasi”, “yerel yönetimlerde istikrar eksikliği” ve “rant odaklı değil hizmet odaklı yaklaşım eksikliği”ni gerekçe gösteriyor. Trabzon’un 3. bölge teşvik statüsünde kalması da yatırımcıyı caydırıyor. Sonuçta sermaye dışarıya akıyor, kent kendi içinde sahipsiz kalıyor.
Neden Diğer Şehirlerden Farklı?
Ankara’da bir kavşak, İzmir’de bir raylı sistem birkaç yılda biterken Trabzon’da aynı işler on yıla yayılıyor. Bunun sebepleri arasında coğrafi zorluklar, sık değişen yönetimler, merkezi hükümet ile yerel yönetim uyum sorunları, yargı süreçleri (kamulaştırma davaları) ve yetersiz finansman öne çıkıyor. Ayrıca “bal tutanların parmak yalaması” eleştirileri, ihaleler ve projelerde şeffaflık eksikliği iddialarını da gündeme getiriyor.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi son dönemde yol seferberliği başlatsa, bazı kavşaklarda rahatlama sağlasa da vatandaşlar kalıcı çözümler bekliyor. Tarihi dokunun korunması, yeşil alanların artırılması, denizin kente kazandırılması ve büyük projelerin hızlandırılması şart.
Sonuç: Trabzon sahipsiz değil; ancak sahip çıkılması gereken bir kent. Ünlü müteahhitlerinin enerjisini, sermayesini ve birikimini kendi şehrine yöneltmesi, yerel yönetimlerin daha şeffaf ve kararlı olması, merkezi idarenin destek vermesiyle değişim mümkün. Aksi takdirde “Yeşil Trabzon” ve “4000 yıllık tarih” sadece nostaljik birer hatıra olarak kalacak. Trabzonlular, kentin hak ettiği kalkınmayı ve sahiplenilmeyi fazlasıyla hak ediyor.




Comments