Trabzon’da Denize Girilecek Yer Neden Bu Kadar Azaldı? Denizi Olan Şehir, Denizini Neden Kullanamıyor?
- Kanal61

- Jul 30
- 3 min read
TRABZON (Kanal61 Haber Merkezi) - Trabzon, Karadeniz’e kilometrelerce kıyısı olan bir sahil kenti. Buna rağmen yaz aylarında vatandaşların en sık sorduğu soru şu: “Nerede denize girilir?” Merkezde ve birçok ilçede güvenli, temiz ve düzenli plaj sayısı son yıllarda belirgin şekilde azaldı. İnsanlar denizi olmayan Eskişehir’de yapay plajlar görürken, Trabzon’da denizin hemen altında yüzememenin nedenini sorguluyor. Bu durumun arkasında tek bir sebep yok; coğrafya, kirlilik, altyapı eksikliği ve yönetim tercihleri iç içe geçmiş durumda.

Coğrafi Gerçek: Doğal Plaj Zaten Sınırlıydı
Karadeniz’in Trabzon sahilleri, Akdeniz veya Ege’deki gibi geniş kumsal alanlara sahip değil. Kıyı genellikle dik, çakıllı ve kısa mesafede derinleşiyor. Güçlü dalga ve akıntı, birçok noktayı çocuklu aileler ve yüzme bilmeyenler için tehlikeli hale getiriyor. Bu doğal yapı, “denize girilecek yer” sayısını baştan sınırlıyor. Ancak asıl sorun, var olan potansiyelin de yıllar içinde daha da daralması.
Kirlilik ve Atık Su: En Büyük Engel
Trabzon’da yıllarca atık suların önemli kısmı ileri biyolojik arıtma yapılmadan derin deniz deşarjı yöntemiyle denize verildi. Bu yöntem, kısa vadede sorun çözüyor gibi görünse de kıyı sularında fekal kirlilik riskini artırıyor. Sağlık Bakanlığı’nın yüzme suyu analizlerinde zaman zaman “uygun değil” sonuçları çıkıyor; bazı plajlarda intestinal enterokok ve fekal koliform değerleri limitleri aşıyor. Dere ağızlarından gelen evsel ve tarımsal kirlilik de tabloyu ağırlaştırıyor.
Son dönemde Ortahisar ve Yomra’yı kapsayan ileri biyolojik arıtma tesisi projesi için adımlar atılsa da, tesislerin tam kapasiteyle devreye girmesi zaman alacak. Bu süreçte birçok sahil noktası ya yasaklanıyor ya da vatandaş tarafından güvenilmez bulunuyor. Mavi Bayraklı plaj sayısının sıfır olması da bu tablonun somut göstergesi.
Sahil Dolgu ve Kullanım Tercihi
Trabzon’da yıllardır yapılan sahil dolgu çalışmaları, şehir merkezinde yol, park ve ticari alanlar yarattı. Ancak bu alanların büyük kısmı plaj olarak düzenlenmedi. Vatandaşın denize ulaşımı beton setler, korkuluklar ve otoparklarla kesildi. “Deniz var ama inilemiyor” şikâyetinin temel nedenlerinden biri de bu. Dolgu alanları yaşam alanı olarak değerlendirilirken, yüzme fonksiyonu ikinci planda kaldı.
Yerel Yönetimler Neden Bu Konuya Yeterince Eğilmiyor?
Bu sorunun cevabı çok katmanlı. Birincisi, öncelik sıralaması. Trafik, imar, ulaşım ve turizm yatırımları daha görünür olduğu için plaj düzenlemesi ve su kalitesi sürekli geri planda kalıyor. İkincisi, maliyet. İleri biyolojik arıtma tesisleri, plaj ıslahı ve düzenli izleme pahalı işler. Üçüncüsü, koordinasyon eksikliği. Büyükşehir, ilçe belediyeleri, TİSKİ, Sağlık Müdürlüğü ve Çevre Şehircilik arasında sorumluluk dağınıklığı yaşanıyor. Sonuçta “herkesin işi, kimsenin işi” haline geliyor.
Ne Yapılmalı? (Yönetimler İçin)
Kısa vadede mevcut plajlarda su kalitesi analizleri şeffaf ve sık yapılmalı, sonuçlar anlık paylaşılmalı. Güvenli bulunan noktalarda cankurtaran, tuvalet, duş ve gölgelik gibi temel hizmetler artırılmalı. Dere ağızları ve deşarj noktaları sıkı denetlenmeli. Orta ve uzun vadede ise ileri biyolojik arıtma tesisleri bir an önce tamamlanmalı, sahil dolgu alanlarının bir kısmı kontrollü plaj ve yüzme alanına dönüştürülmeli, Mavi Bayrak hedefi konulmalıdır.
Vatandaşlar Ne Yapmalı?
Bu sorun sadece yönetimlerin sorumluluğunda değil. Vatandaşların da bilinçli davranması, hem kendi sağlığını korumak hem de konuyu gündemde tutmak açısından önemli.
Denize girmeden önce Sağlık Bakanlığı’nın “Yüzme Suyu Takip Sistemi”ni (yuzme.saglik.gov.tr) kontrol edin. O günkü analiz sonucuna bakmadan rastgele yerlere girmeyin.
Sadece düzenli plajları ve cankurtaran bulunan noktaları tercih edin. Akçaabat, Yalıncak, Söğütlü gibi bilinen alanlar dışında risk almayın.
Çocukları ve yüzme bilmeyenleri asla gözetimsiz bırakmayın. Karadeniz’in ani derinleşmesi ve akıntısı tehlikelidir.
Kirlilik gördüğünüz yerleri (çöp, atık su kokusu, renk değişimi) CİMER, belediye çözüm masaları veya sosyal medya üzerinden belgeleyerek bildirin. Sessiz kalmak sorunu büyütür.
Sahil temizliği ve plaj düzenlemesi taleplerini muhtarlar, ilçe belediyeleri ve Büyükşehir Meclis üyeleri nezdinde ısrarla dile getirin. Talep olmadan hizmet gelmez.
Kendi atıklarınızı denize veya sahile bırakmayın. En küçük plastik ve çöp bile sorunun parçasıdır.
Trabzon’un denizi var. Sorun denizin yokluğu değil, denizin sağlıklı, erişilebilir ve güvenli hale getirilememesi. Coğrafya değiştirilemez ama kirlilik kontrol edilebilir, altyapı yapılabilir, sahil kullanımı yeniden planlanabilir. Hem yöneticiler hem de vatandaşlar üzerine düşeni yapmadıkça, Trabzonlular denizi olan şehirde denize hasret yaşamaya devam edecek.





Comments