top of page
REKLAM ALANI 2.png

Dünya fındık üretimi ve Türkiye’nin konumu

TRABZON (Kanal61 Haber Merkezi) - Dünya fındık üretimi kabuklu bazda yıllık 1,1-1,3 milyon ton bandında seyrediyor. 2023/24 sezonunda yaklaşık 1,12 milyon ton, 2024/25’te ise 1,25 milyon ton civarında gerçekleşti. 2025/26 için tahminler 1,08-1,18 milyon ton aralığında değişiyor. Üretimin büyük kısmı Asya’da (özellikle Türkiye) toplanıyor; Avrupa ve Amerika kıtaları tamamlayıcı rol oynuyor.

Dünya fındık üretimi ve Türkiye’nin konumu

Türkiye uzun yıllardır tartışmasız lider. Son beş yıllık ortalamada dünya üretiminin yüzde 60-70’ini karşıladı. 2023’te yüzde 58-62, 2024’te 717 bin tonla yine açık ara önde yer aldı. Tarihsel olarak 1960’larda 100 bin ton civarındayken 2000’lerde 600 bin ton bandına yükseldi; iyi yıllarda 700-800 bin tona yaklaştı. Dünya ihtiyacının büyük bölümünü (ihracatın yüzde 70’ine yakını) Türkiye karşılıyor. Avrupa Birliği ülkeleri ana alıcı konumunda.


Ülke bazında üretim ve pazar liderliği

2023-2024 verilerine göre sıralama kabaca şöyle: Türkiye (650-717 bin ton), İtalya (100-120 bin ton), ABD (85-110 bin ton, ağırlıkla Oregon), Azerbaycan (60-75 bin ton), Şili (55-120 bin ton arası, hızlı büyüyor), Gürcistan (35-45 bin ton). Çin, İran, Fransa ve Polonya daha küçük paylara sahip. Şili ve ABD son yıllarda alan genişlemesiyle pay artırıyor; Türkiye’nin monokültürel üstünlüğü hâlâ güçlü olsa da alternatif kaynaklar alıcılar için çeşitlilik sunuyor.

Pazar lideri üretim ve ihracatta Türkiye. Ticarette de yüzde 55-70 payla ilk sırada. En büyük alıcı ise İtalyan Ferrero grubu; dünya fındık tüketiminin yaklaşık dörtte birini kullanıyor ve Türkiye’den önemli miktarda alım yapıyor. Ferrero’nun alım politikaları, TMO fiyatları ve serbest piyasa dengesi fiyat oluşumunda etkili.

Dünya fındık üretimi ve Türkiye’nin konumu

Son beş yılın özeti: Hava, zararlılar ve rekolte

2020: 665 bin ton, 2021: 684 bin ton, 2022: 765 bin ton (yüksek), 2023: 650 bin ton, 2024: 717 bin ton. 2025 ise sert düşüş yılı oldu; TÜİK ve sektör tahminleri 420-450 bin ton bandında. Zirai don (özellikle ilkbahar), yaz kuraklığı ve kahverengi kokarca (brown marmorated stink bug) ana etkenler. Don hasarı 150 bin ton, kuraklık 60 bin ton, kokarca 40 bin ton civarı kayıp yarattı; toplamda 250 bin tonu aşan rekolte kaybı konuşuldu. Verim dekar başına 80-100 kg civarında kalırken, ABD ve Şili’de çok daha yüksek. Yaşlı bahçeler, küçük işletme yapısı (ortalama 10-14 dekar) ve yetersiz bakım verimi sınırlıyor.


İhracat 2024’te miktar ve değer olarak güçlüydü (325 bin ton iç fındık civarı, 2,6 milyar dolar). 2025’te üretim düşüşü nedeniyle miktar geriledi, birim fiyat yükseldi. 2026 hasadı henüz devam ediyor; erken tahminler 2025’e göre toparlanma (700 bin ton bandı) yönünde, ancak kesin rakam hasat sonrası netleşecek.


Devlet desteği, maliyetler ve üretici durumu

Devlet alan bazlı gelir desteği veriyor. 2025 için dekar başına 244-366 TL bandında (katsayıya göre), 2026 için 310 TL civarı öngörülüyor. Mazot ve gübre destekleri de mevcut. TMO taban fiyat açıklıyor ve alım yaparak piyasayı dengelemeye çalışıyor. 2025 sezonu için Giresun kalite 200 TL, Levant 195 TL; 2026 için 255 TL ve 250 TL olarak belirlendi. Yüksek randımana ilave ödeme var.


Maliyetler (işçilik, gübre, ilaç, hasat) hızla arttı. Üretici hesapları kilo başına 180-230 TL bandını gösteriyor. Serbest piyasada fiyatlar bazen TMO’nun altında (2026 başında 170-200 TL bandı) kalabiliyor; makas 50-80 TL’ye çıkabiliyor. Küçük ve eğimli arazilerdeki üreticiler (özellikle Doğu Karadeniz) daha fazla baskı altında. Ortalama işletme büyüklüğü geçim için yetersiz kalıyor. Verim düşük olduğu için fiyat yükselse bile net kazanç sınırlı. Üretici çoğu yıl “mağdur” konumunda; yüksek rekolte yıllarında fiyat baskısı, düşük rekolte yıllarında ise maliyet ve kalite kaybı öne çıkıyor. Yapısal sorunlar (yaşlı ağaçlar, sulama yetersizliği, zararlı mücadele) çözülmeden sürdürülebilir kâr zor.


Fiyatı kim belirliyor ve 2026 beklentisi

Fiyat oluşumu çok katmanlı: TMO taban fiyatı, serbest piyasa (tüccarlar, ihracatçılar), büyük alıcıların (Ferrero başta) talebi, dünya arz-talep dengesi, döviz kuru ve stoklar. Ferrero’nun alım stratejisi ve alternatif ülkelerden tedarik imkânı Türkiye fiyatlarını etkiliyor. Rekabet Kurulu’nun geçmiş taahhütleri (TMO fiyatının altında alım yapılmaması gibi) dengeleyici unsur.

Diğer ülkelerde kabuklu fındık fiyatları değişken. ABD ve Şili ihracat fiyatları genellikle rekabetçi; Avrupa’da işlenmiş ürün fiyatları daha yüksek. Dünya ortalaması kabuklu için ton başına birkaç bin dolar bandında dalgalanıyor; Türk fındığı kalite ve hacim avantajıyla premium konumda kalıyor.


Son beş yılın üretim-ihracat eğilimi, hava şartları ve zararlı etkisi dikkate alındığında: 2025’teki düşük rekolte stokları eritti, birim fiyatları yükseltti. 2026’da rekolte toparlanırsa arz artışı fiyatları baskılayabilir; ancak TMO’nun güçlü alımı, enflasyon, maliyet artışı ve kaliteli ürüne talep fiyatların tamamen düşmesini engelleyebilir. Düşük açıklanan taban fiyatlara rağmen (üretici beklentisi 300 TL civarıydı) serbest piyasada yükseliş ihtimali, TMO alımlarının hızına ve ihracat talebine bağlı. Tekrarlayan düşük rekolte riski (iklim değişikliği) uzun vadede fiyatları yukarı çekme potansiyeli taşıyor.


Türkiye fındıkta hâlâ vazgeçilmez. Ancak verim artışı, bahçe yenileme, sulama ve zararlı mücadelesi olmadan liderlik payı erozyona uğrayabilir. Üreticinin kazançlı çıkması için desteklerin verime dayalı hale getirilmesi, kooperatifleşme ve katma değerli ürünlere yönelim kritik. Fındık “yeşil altın” olmayı sürdürüyor; sürdürülebilirlik ise artık zorunluluk.

Yorumlar


REKLAM ALANI 1.png
REKLAM ALANI 1.png
bottom of page