Fındıkta fiyat makası büyüyor: TMO 250-255 lira derken serbest piyasa 180’lerde
- Kanal61

- 26 Ağu
- 5 dakikada okunur
TRABZON (Kanal61 Haber Merkezi) - Trabzon, Ordu ve Giresun’da fındık hasadı sürerken üretici bir kez daha fiyat ikilemiyle karşı karşıya. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) 2026 sezonu için Giresun kalite kabuklu fındığa 255 lira, Levant kaliteye 250 lira taban fiyat açıkladı. Ancak serbest piyasada fiyatlar Doğu Karadeniz’de 170-185 lira, Giresun’da 185-200 lira bandında seyrediyor. Aradaki fark 70 liraya kadar çıkıyor.

Geçen yıl durum tersine dönmüştü. TMO’nun 200 lira civarı açıkladığı fiyatın ardından üretimdeki ciddi düşüş (zirai don, kuraklık ve kahverengi kokarca zararı) nedeniyle serbest piyasa 350 lirayı aşmıştı. Bu yıl rekolte daha iyi beklenirken fiyat baskısı ters yönde çalışıyor. Üreticiler “Günlük işçi yevmiyesi 3000 liraya dayandı, 180-200 lira fiyattan hesap tutmuyor” diyor.
Devlet müdahale ediyor mu, etmiyor mu?
Devlet tamamen seyirci kalmıyor. TMO her yıl taban fiyat belirliyor ve alım yaparak piyasaya müdahale etmeye çalışıyor. Rekabet Kurulu da Ferrero’yu soruşturdu. İtalyan firmanın TMO fiyatının altında alım yapamayacağı, yıllık alım miktarının sınırlandırılacağı ve belirli dönemlerde asgari alım zorunluluğu getirildiği taahhütler alındı. Bu taahhütler hâlâ geçerli.
Ancak bu müdahaleler serbest piyasa fiyatını yukarı çekmeye yetmiyor. Nedeni basit: Fındık hâlâ büyük ölçüde serbest piyasada alınıp satılıyor. Üreticinin önemli kısmı borçlu, avans almış veya hasat masrafını (özellikle yevmiyeyi) karşılamak için nakit ihtiyacı duyuyor. TMO’ya randevu alıp teslim etmek zaman alıyor. Bu yüzden birçok üretici tüccara daha düşük fiyattan satmak zorunda kalıyor.
Büyük alıcıların gücü de etkili. Ferrero dünya fındık tüketiminin önemli bir kısmını karşılıyor ve Türkiye’den yoğun alım yapıyor. Alternatif üretici ülkeler (Şili, ABD, Azerbaycan, Gürcistan) devreye girince Avrupa’daki alıcılar daha ucuz kaynak arayışına yöneliyor. Bu baskı ihracatçıya, oradan da üreticiye yansıyor.
Üreticinin hesabı tutmuyor
Fındıkta ortalama verim hâlâ düşük. Yaşlı bahçeler, küçük işletme yapısı ve zararlılarla mücadele maliyetleri yükseltiyor. Günlük işçi yevmiyesinin 3000 liraya yaklaştığı bir ortamda kilo başına 180-200 lira, üreticinin elinde kalan net geliri ciddi şekilde eritiyor. Geçen yıl ürün az olduğu için fiyat yükselmişti. Bu yıl ürün daha fazla görününce fiyatlar baskı altında kalıyor.
Sektör temsilcileri, TMO’nun alımları güçlendirdiği ve üreticinin ürününü düşük fiyattan piyasaya indirmeyip kuruma yönlendirdiği takdirde serbest piyasa fiyatlarının 200 liranın üzerine çıkabileceğini belirtiyor. Ancak şu an için makas açık duruyor.
Fındık Türkiye’nin stratejik ihraç ürünü olmaya devam ediyor. Dünya üretiminin büyük bölümünü karşılayan ülke, fiyat istikrarını sağlamakta zorlanıyor. TMO ve Rekabet Kurulu müdahaleleri var ama piyasa dinamikleri (nakit ihtiyacı, borç, alternatif arz kaynakları ve alıcı gücü) üreticiyi hâlâ zorluyor. Hasat devam ederken gözler TMO alımlarının hızında ve üreticinin satış tercihlerinde.
Geçen seneden kaliteli ve yeterli fındık kalmadığı halde bu yıl fiyatların düşük seyretmesi normal mi? Beklentiler neden fiyatın artacağı yönündeydi?
Hayır, “tamamen normal” denemez ama piyasanın işleyişine bakınca sürpriz de sayılmaz.
Geçen yıl (2025) üretim gerçekten çok düşüktü. Zirai don, kuraklık ve kahverengi kokarca yüzünden rekolte 420-450 bin ton bandına geriledi. Kaliteli ve yeterli stok kalmadığı için fiyatlar yükseldi, serbest piyasada 350 lirayı aştı.
Bu doğru.
Bu yıl (2026) ise resmi tahminler 700 bin tonun üzerinde (Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonundaki sayımlara göre yaklaşık 705 bin ton, ihracatçı birlikleri ise 800 bin ton civarı diyor). Yani geçen yıla göre ciddi toparlanma var. Bazı bölgelerde (özellikle yüksek kesimlerde) kokarca ve diğer zararlılar hâlâ etkili, her yerde bol ürün yok. Ama genel tablo 2025’ten çok daha iyi. Yeni ürün hasatla birlikte piyasaya inmeye başlayınca arz artıyor. Alıcılar da “bu yıl ürün daha fazla, acele etmeyelim” diye bekliyor.
Neden fiyat hemen yükselmedi?Yeni hasat başında her zaman ürün fazlası gibi görünür. Üreticinin çoğu nakit ihtiyacı (yevmiye, borç, avans) yüzünden hemen satmak zorunda kalıyor. Tüccar da “ben 180 veririm” diyor. Avrupa’daki büyük alıcılar Şili, ABD, Azerbaycan ve Gürcistan’dan alternatif bulabiliyor. Onlar da fiyatı baskılıyor. TMO 250-255 lira açıkladı ama henüz alımlar yeni başladı. Üretici TMO’ya yoğun şekilde yönelirse serbest piyasadaki arz azalır, fiyat yukarı çekilebilir. Şu an makas (70 lira civarı) açık çünkü herkes hemen satıyor.
Kısaca: Geçen yılın stok azlığı ve kalite sorunu fiyatı yükseltmişti. Bu yıl rekolte toparlandığı için erken dönemde fiyat baskı altında. Beklenti “fiyat artacak” yönündeydi çünkü maliyetler yüksek, yevmiye 3000 liraya dayandı ve geçen yılın acısı hâlâ taze. Ama piyasa kısa vadede arzı görüyor, uzun vadeyi değil. TMO alımları güçlenirse ve üretici ürününü düşük fiyata indirmeyip beklerse fiyatlar 200’ün üzerine çıkabilir. Şu anki 180 bandı “normal” değil, üretici açısından kabul edilemez seviyede. Ama serbest piyasanın ilk tepkisi bu şekilde oluyor. Hasat ilerledikçe ve TMO’nun alım miktarı netleştikçe tablo daha netleşir.
Türkiye dışında alternatif ülkeler varken geçen sene rekolte düşükken neden fiyatlar yükseldi? Madem alternatifler var, neden oradan almadılar?
Çok doğru bir soru.
Cevabı da net: Alternatif ülkeler var ama hacimleri Türkiye’nin kaybını karşılayacak kadar büyük değil.
Türkiye normal yıllarda dünya fındığının yüzde 60-70’ini üretiyor. Geçen yıl (2025) don, kuraklık ve kokarca yüzünden üretim 420-450 bin tona düştü. Yani 200-300 bin ton civarı eksik kaldı. Bu, dünya toplam arzında ciddi bir delik açtı.
Şili, ABD, Azerbaycan, Gürcistan gibi ülkeler üretimlerini artırdı. Özellikle Şili ve ABD’de artış oldu. Ama bu ülkelerin toplam üretimi hâlâ Türkiye’nin normal bir yılının çok altında kalıyor. Hepsi bir araya gelse bile Türkiye’nin eksik kalan kısmını tamamen dolduramıyorlar.
Büyük alıcılar (Ferrero başta) gerçekten alternatiflere yöneldiler. Stoklarını kullandılar, Şili ve ABD’den daha fazla aldılar. Ama yine de dünya genelinde fındık yetmedi. Bu yüzden fiyatlar yükseldi. Hatta ton fiyatları iki katına kadar çıktı.
Kısaca: Alternatifler kısmen işe yaradı. Ama Türkiye’nin payı o kadar büyük ki, orada büyük bir düşüş olunca tüm dünya piyasası etkileniyor. Kalite ve lezzet farkı da var. Özellikle bazı çikolata ve pasta üreticileri Türk fındığının aromasını tercih ediyor. Bu yüzden geçen yıl fiyatlar yükseldi. Bu yıl rekolte toparlanınca (tahminler 700 bin tonun üzerinde) arz artışı fiyatları baskılıyor. Alternatif ülkeler var diye Türkiye’nin rekolte düşüşü “önemsiz” olmuyor. Hâlâ dünya fındığının en büyük kaynağı Türkiye.
O zaman bu yıl için de aynı şey geçerli mi? Yani o ülkelerin çok fazla etkisi yok mu? Tüccarın “sen vermezsen ben de dışarıdan alırım” tehdidi içi boş bir söylem mi?
Evet, büyük ölçüde haklısın.
Türkiye hâlâ dünya fındık arzının asıl belkemiği. Şili, ABD, Azerbaycan, Gürcistan gibi ülkelerin üretimi artıyor ama toplamda Türkiye’nin normal bir yılının yarısını bile zor dolduruyorlar. Geçen yıl Türkiye’de büyük düşüş olunca dünya fiyatları yükseldi. Alternatifler devreye girdi ama eksikliği tamamen kapatamadı. Bu da gösteriyor ki “dışarıdan rahatça alırız” söylemi abartılı.
Bu yıl için de aynı mantık geçerli. Rekolte toparlansa bile Türkiye’nin payı hâlâ çok büyük. Tüccarın veya büyük alıcının “sen vermezsen dışarıdan alırım” demesi, fiyatı bastırmak için kullanılan bir pazarlık taktiği. Gerçekte dışarıdaki kaynaklar hem miktar hem de bazı kalite ve aroma özellikleri açısından Türkiye’nin yerini tam tutmuyor.
Tabii ki hiç etkisi yok demek de doğru olmaz. Alternatifler arttıkça alıcıların elini biraz güçlendiriyor, özellikle fiyat yüksek olduğunda. Ama “Türkiye’den almasak da olur” seviyesinde bir güçleri yok. Geçen yılın fiyat patlaması bunu açıkça gösterdi.
Kısaca: Tehdit tamamen boş değil ama abartılı. Asıl güç hâlâ Türkiye’de. Üretici ürününü düşük fiyata panik satışıyla indirmezse, TMO da güçlü alım yaparsa serbest piyasa fiyatı yukarı çekilebilir.






Yorumlar