Siyaseti Tribüne Kim Taşıyor?
TRABZON (Kanal61 Haber Merkezi) - Trabzonspor tribünlerindeki yapılanma krizinde VİRA grubu, yeni düzenlemeyi reddederek faaliyetlerini tamamen durdurduğunu açıkladı. Diğer taraftar grupları Mehmet Fındıkçı liderliğinde ortak hareket kararı alırken, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Trabzon Şubesi ve Trabzonspor Divan Kurulu, Fındıkçı’nın geçmişteki bazı paylaşımlarını gerekçe göstererek disiplin süreci başlatıldığını duyurdu. Bu gelişmeler, “siyaseti Trabzonspor’a bulaştırmayalım” sloganıyla yıllardır ortalığı ayağa kaldıran kesimlerin tutumunu bir kez daha sorgulatıyor.

VİRA başta olmak üzere Trabzon’daki muhalif örgüt ve derneklerin neredeyse tamamının bu sürece bir şekilde müdahil olması dikkat çekici. Hani neredeydi “siyaseti tribüne sokmayın” diyenler? Birleşme kararı çıktığı anda sahneye çıkıp “milli değerler”, “hassasiyetler” ve “liderlik ehliyeti” üzerinden kampanya yürütenler, tam da siyaseti en yoğun biçimde tribüne taşıyan taraf haline geldi. Bu tablo, samimi bir ilkeli muhalefetten çok, siyasi bir gösteriye dönüşmüş görünüyor.
Geçmiş İddialar ve Açıklamalar
Karşı çıkan kesimlerin en sık kullandığı argümanlar, Mehmet Fındıkçı’nın geçmişteki iki olaya dayanıyor. Ancak Fındıkçı’nın bu konulardaki açıklamaları kamuoyuna duyurulmuş olmasına rağmen, aynı iddialar defalarca yeniden üretilmeye devam ediyor.
İstiklal Marşı’nın okunduğu sırada elleri cebinde ve rahat bir tavır sergilediği video üzerine Fındıkçı şu açıklamayı yapmıştı: O an stat dışında büyük bir sıkıntı ve gerginlik yaşadığını, ağır bir ruh hali içinde olduğunu belirtti. Marşın okunduğunu duymadığını ve fark etmediğini ifade eden Fındıkçı, “O an aklım başımda değildi. Kastım asla olamaz, büyük Trabzonspor taraftarından özür diliyorum” diyerek özür diledi. Ayrıca bu görüntünün art niyetli çevrelerce eski dönemlerden bulunup sürekli algı amacıyla servis edildiğini savundu.
Atatürk’e hakaret iddialarına yönelik savunması ise daha netti. Sosyal medyada bir kullanıcıya verdiği “Yüce Allah’a, peygamberlere ve âlimlere saygısı olmayan kim olursa olsun babam dahi olsa saygı duymam” şeklindeki yanıtın Atatürk’ü hedef aldığı iddiaları üzerine Fındıkçı, sözlerinin Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile hiçbir ilgisi olmadığını açıkladı. Sosyal medyadaki bazı paylaşımlarının sahte hesaplar üzerinden cımbızlandığını, çarpıtılarak farklı anlamlara çekildiğini ve kendisine karşı organize bir karalama kampanyası yürütüldüğünü ileri sürdü.
Bu açıklamalara rağmen aynı iddiaların ısrarla yeniden gündeme getirilmesi, bir soruyu kaçınılmaz kılıyor: Fındıkçı’nın “bu sözlerin Atatürk’le ilgisi yok” demesine rağmen, muhalif kesim neden bu cümleyi doğrudan Atatürk’e yönelik bir hakaret olarak algılıyor? Eğer birileri bu sözü Atatürk’e söylenmiş kabul ediyorsa, bu kabul, Atatürk’ü “Yüce Allah’a, peygamberlere ve âlimlere saygısı olmayan” biri olarak kabul ettikleri manasına mı geliyor? Yoksa kendileri de benzer bir bakış açısına mı sahipler ki bu söz onları farklı düşünceler içine soktu da özellikle Trabzon gibi muhafazakâr bir şehirde liderlik konumundaki birinin bu sözü söylemesi onları rahatsız etti.
Siyasi Show mu, İlke mi?
Sonuç olarak ortaya çıkan tablo şudur: Bir yanda “siyaseti dışarıda bırakalım, sadece Trabzonspor” diyen ve rotasyonlu liderlik modeliyle birleşmeye giden taraftar grupları; diğer yanda ise bu kararı “milli hassasiyet” kılıfıyla engellemeye çalışan, muhalif dernekleri ve örgütleri seferber eden bir cephe.
Eğer gerçekten siyasetin tribüne karışmasına karşı çıkılıyorsa, o zaman ADD’nin, Divan Kurulu’nun ve çeşitli muhalif oluşumların bu kadar aktif biçimde sürece müdahil olması da aynı eleştirinin konusu olmalıdır. Aksi takdirde, “siyaseti Trabzonspor’a bulaştırmayalım” sloganı, yalnızca kendi siyasi çizgilerine uymayan isimler ve kararlar için kullanılan seçici bir söylemden ibaret kalır.
Tribünlerde yaşanan bu tartışma, bir kez daha gösteriyor ki asıl mesele “tek seslilik” değil; o sesin kimin kontrolünde çıkacağıdır.
Trabzonspor tribünlerindeki birleşme tartışması sürerken, bazı taraftarlar da yaşananlara dair görüşlerini paylaştı. Özellikle Mehmet Fındıkçı’ya (Jan Başkan) yönelik “İstiklal Marşı’nda elleri cebinde” eleştirilerine tepki gösterenler, muhalif kesimin tutarsızlığını dile getirdi.
“Önce Kendileri Hesap Versin”: Taraftarlar Jan Başkan’a Destek Açıkladı.
F. Yılmaz (38, esnaf): “Jan Başkan’ın İstiklal Marşı’nda elleri cebinde olduğu videoyu çıkarıp linç edenler, bir de ‘milli hassasiyet’ diye ortalığı ayağa kaldırıyor. Peki aynı insanlar, içki içerken ezan okunduğunda ya da İstiklal Marşı’na açıkça saygısızlık yapıldığında neden susuyor? Sesleri çıkmuyor. Hatta bazıları o insanlara sahip çıkıyor. Madem İstiklal Marşı bu kadar hassas, neden İslam’a hakaret edildiğinde de aynı hassasiyeti göstermiyorlar? İstiklal Marşı’nın kendisi de İslam’ı ve Türk milletinin değerlerini temsil eden bir marştır. Bu çifte standart herkesin gözüne batıyor.”
S. Kaya (23, öğrenci): “Düne kadar Türk milletinin mukaddes ve kutsal değerlerine yapılan hakaretlerde, saldırılarda taraf olanlar, bugün birden bire ‘milli değerler’ savunusuna soyunmuş. Bu kadar tantana niye? Çünkü eleştirdikleri kişi kendi siyasi görüşlerinden değil. Eğer Jan Başkan onların çizgisinden biri olsaydı, aynı videoyu görmezden gelirlerdi. Şimdi kalkıp hesap soruyorlar. Önce kendileri çıkıp hesap versinler, sonra başkasına hesap sorsunlar. Ben bu işin arkasındayım. Jan Başkan’a destek veriyorum.”
H. Demir (45, memur): “Muhalif kesimin İstiklal Marşı hassasiyeti gerçekten bu kadar yüksekse, geçmişte yaşananlara da aynı tepkiyi göstermeleri gerekirdi. İslam’a, ezana, milli değerlere hakaret edildiğinde sessiz kalan, hatta savunan insanlar, şimdi bir taraftar lideri üzerinden ahlak dersi veriyor. Bu samimi değil. Siyaseti tribüne bulaştırmayın diye bağıranlar, şimdi en çok siyaset yapan taraf. Ben taraftar olarak şunu söylüyorum: Önce kendi hesaplarını temizlesinler, sonra başkasının hesabını sorsunlar. Jan Başkan’ın arkasındayız.”
M. Aydın (33, serbest meslek): “Aynı kişiler dün başka şeyler savunduğu için bugün bu kadar gürültü koparıyor. İnsanlar sorguluyor: ‘Bu kadar bağıranlar, kendi siyasi görüşlerinden olmayan birine mi bu kadar yükleniyor?’ Cevap ortada. Tribünde birlik olsun, tek ses çıkarsın diye alınan karara bile siyasi gözlükle bakıyorlar. Benim görüşüm net: Destekliyorum. Jan Başkan yalnız değildir.”
Taraftarların ortak vurgusu şu: Eleştiri hakkı herkesindir, ancak çifte standart ve seçici hassasiyet kabul edilemez. Birçok taraftar, “Önce kendileri hesap versin, sonra hesap sorsunlar” diyerek Mehmet Fındıkçı’ya açık destek açıkladı.







Yorumlar